Mupi Tavukçuluk, üretimi durdurdu
Bolu’nun Mudurnu ilçesinde faaliyet gösteren Mudurnu Piliç Fabrikası’nda (MUPİ) ekonomik kriz nedeniyle üretimi durdurma kararı alındı.
MUPİ Kanatlı Grubu Başkanı İhsan Bozan, fabrikanın faaliyette bulunduğu 20 aylık süre içinde çok fazla para ve emek harcadıklarını, ancak üretimi durdurma kararı almak zorunda kaldıklarını söyledi. Tavukçuluk sektörünün 14 aydır ciddi boyutta zarar ettiğini anlatan Bozan, bu nedenle girdilerde ve nakitte sıkıntı yaşadıklarını, sistemin devamlılığı konusunda inisiyatiflerinin pek de söz konusu olmadığını gördüklerini belirtti. Sahaya hayvan girişini 10 gün önce durdurduklarını ifade eden Bozan, firmanın ortaklarından Kılıç Grubu’nun artık aktif olarak işin içinde yer almadığını, MUPİ’nin isminin de yine şirket ortaklarından İleri Tavukçuluk olarak değiştirildiğini söyledi. Firmanın alacakları ve borçlarının bir şekilde tasfiye edileceğini bildiren Bozan, “Uzun bir süreçte bunları karşılayacak durumdayız. Ödemelerimizi eldeki mevcutları nakde çevirerek ve zaman içinde başka kaynaklardan yapabilecek güçteyiz. 10 gündür sahaya civciv vermiyoruz, kuluçkadan başlamak üzere üretimi durdurduk ama mevcut tavuklara bakıyoruz. Yaklaşık 45 gün içinde üretim tamamen durmuş olacak.” dedi. Tavukçuluk sektörünü bilmemelerine rağmen bu işe girdikleri için çok üzgün olduklarını söyleyen Bozan, tesisin kapanmaması için kaynak arayışına devam ettiklerini ifade etti. Yatırımlarının 30 trilyona mal olduğunu; ancak işe başladıkları günden bu yana zarar ettiklerini anlatan Bozan, 25 trilyonun üzerinde zararları bulunduğunu belirtti. MUPİ’de yaklaşık 400 işçi çalışıyor.
Merkez Bankası, TL’leri uydudan takip ediyor
Paranın patronu Merkez Bankası, milyar YTL’leri taşıyan araç filosunu internetten takip ederken, şoförleri de kont- rol altında tutuyor.
Bunun için Mobiliz firmasıyla anlaşan kurum, teknoloji sayesinde araçları 7 gün 24 saat kesintisiz izleyerek güvenlik önlemlerini artırdı. Mobiliz Genel Müdürü Levent Aydoğan, bankanın tüm zırhlı araçlarını ve bazı özel arabalarını merkeze kurdukları sistemle izleyip raporladıklarını belirtiyor. Şirket, bankanın talepleri doğrultusunda belirlenen yasak bölge, işe başlama ve bitiş saatleri limitlerinin dışına çıkılması, şoförün boşta (rölanti) gittiği süre, ani kalkış ve sert fren yapılmasını dahi SMS ile yetkililerin cep telefonuna gönderiyor. Ziraat Bankası’ndan sonra Merkez Bankası tarafından tercih edilen yeni nesil araç takip sistemi ve filo yönetim sistemi, işletmelerin sahada görev yapan filolarını internet üzerinden istedikleri her an izlemelerine imkan tanıyor. Bu sayede araçların ve şoförlerin daha sıkı takibi sağlanıyor, işletme giderleri azalıyor. Sistem genel olarak araçlara takılan birimler sayesinde GPS uydularından alınan konum bilgileriyle devreye giriyor. Araç üzerinden toplanan çeşitli veriler GSM ve GPRS üzerinden merkeze iletiliyor. Aynı zamanda sürücülerin ani kalkış, sert fren ve yanlış kullanımından kaynaklanan yakıt giderini en aza indirerek, kaza ihtimalini azaltıyor. Mobiliz Genel Müdürü Aydoğan, firmalar tarafından belirlenmiş yol güzergahının dışına çıkılması halinde merkezin bilgilendirildiğini kaydediyor. Bu teknoloji için dünyada benzeri bulunmayan Canbus isimli yazılımı kullandıklarını vurgulayan Aydoğan, büyük otomotiv üreticilerinin bu teknolojiyi desteklediğini ifade ediyor. Araç bilgisayarından alınan ve sektör için çok önemli olan yakıt tüketim hızı, depo seviyesi, motor devir bilgilerinin uzaktan takibinin yapıldığını, raporların alındığını kaydeden Aydoğan, aracın yanında römork takibinin de mümkün olduğunu dile getiriyor. Sistem yurtdışında da büyük ilgi görüyor. Özellikle yol tipi ve bölgeye göre değişken hız limiti uygulamasına talep var.
Çalınan araç uzaktan durduruluyor
Aydoğan’ın verdiği bilgiye göre, aracın çalınması halinde merkeze sesli ve görsel uyarı gönderiliyor. Araç hareket halindeyken uzaktan durdurulabiliyor. Sürücü kimlik bilgileri kayıtlara geçiyor, bu sayede hangi sürücünün, hangi aracı, hangi saatler arasında kullandığı, hangi ihlalleri gerçekleştirdiği hakkında detaylı bilgi ve raporlar alınabiliyor. Türkiye’de 2 bin müşteriyle çalışan şirket, pazarın yüzde 50’sine sahip. Günde 5 milyonun üzerinde mesajlaşma kapasitesine sahip uygulaması ve 30 kişilik araştırma ve geliştirme ekibiyle şoförleri yakıntan takip ediyor.
Yılbaşında ATM’ler 30 dakika devre dışı
Türkiye Bankalar Birliği, yılbaşında YTL’den TL’ye geçiş sırasında nakit çekme makineleri olan ATM’lerde en fazla 30 dakikalık kısa süreli kesintiler yaşanabileceğini, bu kesintiler dışında sorun beklemediklerini açıkladı. Birlik’ten yapılan açıklamaya göre, yılbaşında kredi kartının işlem yapıldığı POS cihazlarında TL’ye geçiş uygulamalarının yüklenmesi sebebiyle 1-2 dakika, bazı bankaların ATM’lerinde ise 5-30 dakikalık kesintiler yaşanabilecek. Yılbaşında internet bankacılığı hizmetlerinin kesintisiz devam edeceği vurgulanan açıklamada, “Ayrıca TL için Uluslararası ISO kodu alfabetik değeri olan ‘TRY’ ve nümerik değeri ‘949-2′ muhafaza edilecektir.” denildi.
Yatırımcılara ‘Türkiye’den ev alın’ tavsiyesinde bulundu
İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, küresel ekonomik kriz sebebiyle ev fiyatlarının gerilediği bu dönemde parası olanlara emlaka yatırım yapmalarını önerdi. Gazete, güvenli bir biçimde yatırım yapılabilecek 10 yer arasında Türkiye’ye de yer verdi.
Türkiye için “Uzun ve güzel sahilleri ile Türkiye, ikinci ev piyasası olarak hızlı yükseliyor” ifadelerine yer verildi. “Yeni yıl, yeni yatırım” başlığı ile yayınlanan araştırmada 2009 yılına girilirken düşen konut fiyatları nedeniyle parası olanlar için çekici fırsatlar sunulduğuna vurgu yapıldı. Önümüzdeki yıl konut fiyatlarının en düşük düzeyine inebileceğini kaydeden gazete, dünyanın çeşitli bölgelerinde, konum, altyapı, erişim, eğlence ve ekonomik büyüme imkânları gibi faktörler sebebiyle ana konut ya da tatil konutlarına yatırım yapılabilecek yerler bulunduğuna dikkat çekti. Bu amaçla hem kent içerisinde hem de sahil yerlerinde “insanların güvenli bir biçimde yatırım yapabileceği” 10 yeri seçen gazete, Türkiye’ye 9. sırada yer verdi. Financial Times, listenin ilk üç sırasında konut fiyatlarının yüzde 20 düştüğü Londra, yerli ve uluslararası talebin güçlü olmayı sürdürdüğü Paris ile yine fiyatların yüzde 12 gerilediği New York’a yer verdi. Bağımsızlığına 2006 yılında kavuşan Karadağ, İspanya’nın Mallorca adası ve Avusturya’daki Alp dağlarının 4., 5. ve 6. sırada yer aldığı listede Güney Kıbrıs 7. oldu. Listenin son üç sırasında Orta Amerika ülkelerinden Kosta Rika, Türkiye ile İngiltere’nin ünlü üniversite kenti Cambridge bulunuyor. Araştırmada Türkiye’de yüksek kaliteli projelerin de ortaya çıkmaya başladığı belirtildi. Yabancıların stratejik, dinî veya kültürel önemi olan yerleri almaları konusunda sınırlamalar olsa da piyasanın büyük ölçüde yabancılara açık olduğuna dikkat çekildi. Türkiye’de sahil yerlerinde metrekare fiyatlarının bin ile iki bin 600 Euro arasında değiştiğini kaydeden gazete, “Araştırmaya değer yerler arasında Belek, Altınkum ve Bodrum civarındaki en az gelişmiş bölgeler de var.” dedi.
Çiftçiler de faizsiz kredi istiyor
Hükümetin, KOBİ’lere ve imalatçı esnaf sanatkarlara KOSGEB aracılığıyla verdiği faizsiz ‘Cansuyu’ kredisini çiftçi kesimi de istiyor. İzmir Ziraat Odası Başkanı Sedat Köse, çok zor durumda olan üretici kesimin kamu ve özel bankalarla tarım kredi kooperatiflerinden aldığı kredileri ödeyemediğini söyledi.
Bu sebeple özel bankaların çiftçiler hakkında işlem başlattığını anlatan Köse, önümüzdeki dönemde birçoğunun teminat gösterdiği tarlasının elinden çıkabileceği uyarısında bulundu.
Oda Başkanı Köse, tarım birlikleri başkanlarıyla düzenlediği basın toplantısında, tarımda 2008 yılını değerlendirdi, 2009 beklentilerini açıkladı. Toplantıya Tariş Pamuk Birliği, Tariş İncir Birliği, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Yumurta Üreticileri Birliği, İzmir Damızlık Üreticileri Birliği ve İzmir Arı Yetiştiricileri Birliği yöneticileri katıldı. Sedat Köse, çiftçilerin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerinden aldığı kredi miktarının 7,7 milyar yeni lira olduğunu söyledi. Özel bankalardan alınan miktarın da bu kadar olduğuna işaret eden Köse, para kazanamayan üreticinin borcunu ödeyemez duruma geldiğini ifade etti. Kredilerin bir yıl ertelenmesini isteyen Köse, “KOBİ’lere verilen şartlarda çiftçiye de faizsiz kredi verilmeli, verilmiyorsa da borç en az bir yıl ertelenmeli.” dedi. Özel bankalardan kredi alan çiftçiler hakkında işlem başlattığını vurgulayan Oda Başkanı, yeni yıl ile birlikte birçok çiftçinin ipotek ettiği tarla veya mülkünün elinden çıkabileceğini söyledi. Doğrudan Gelir Desteği’nin önümüzdeki yıl kaldırılacağına işaret eden Sedat Köse, bütçeden tarım sektörüne ayrılan kaynağın yetersizliğinden yakındı. Hükümetin tarım destek bütçesine ayırdığı 5,5 milyar yeni liranın kanunun öngördüğü oranın altında kaldığını vurgulayan Köse, “Tarım Kanunu’na göre, bütçeden tarım kesimine ayrılacak kaynak, Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde 1′inden az olamaz. Bu durumda bütçenin 11 milyar yeni lira olması gerekiyor. Dava açmaya hazırlanıyoruz.” şeklinde konuştu.
‘TUSKON’u bulamadık’ iddiası hayret verici
Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ayşe Buğra Kavala’nın “TUSKON’u öğrencilerim tez için bulamadı.” iddiaları Konfederasyon tarafından hayret ve tepkiyle karşılandı.
Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Yönetim Kurulu Başkanı Rızanur Meral, sadece internette veri arama sitelerinden google’a bakıldığında kurumları hakkında 354 bin doküman çıktığını söyledi. Meral, “Bu konu bizi hayrete düşürdü. Çünkü 81 ilde kendine bağlı dernekleri ve 13 bin 500 üyesi bulunan Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşlarından biri.” açıklamasını yaptı. İş dünyasının en büyük sivil toplum kuruluşlarından TUSKON şimdiye kadar 8 tane uluslararası organizasyon yapıp onlarca yabancı bakanı ve binlerce işadamını Türkiye’de ağırladı.
Geçen günlerde Erdoğan Aktaş ve Ecel Temelkuran tarafından Habertürk’te yayınlanan programa katılan Prof. Dr. Ayşe Buğra Kavala, konfederasyon hakkında gerçekçi olmayan iddialar ortaya atmıştı. Mahalle baskısının tartışıldığı programda Kavala, “Bir öğrencim lisansüstü bir tezinde TUSKON’u aldı. TUSKON’u bulamadı çocuk, bulmadı yani. Ben mafya üzerinde tez yazdırdım, daha kolaydı.” diye konuştu. Bu iddialar karşısında tepki gösteren Meral, son üç yılda dış ticaret köprüsü programlarının bu açıklamaları çürüttüğünü dile getirdi. Meral, “Son üç yıl içerisinde 8 tane çok büyük ticaret köprüsü programı yapıldı. Bunlarda binlerce Türk işadamı, 10 binlerce yabancı işadamı ile bir araya getirildi. Milyarlarca dolarlık iş bağlantıları yapıldı ve bu etkinliklere başta Dış Ticaret’ten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen olmak üzere çok sayıda bakan katıldı.” açıklamasını yaptı. İstanbul’un en merkezî semtlerinden biri olan Şişli’de genel merkez binaları olduğunu belirten TUSKON Başkanı Rızanur Meral, ortalıkta olmayan bir örgüt imajı verilmesinin altında kasıt olduğunu düşünüyor. “TUSKON’u böyle göstermek bir bilgisizlikten öte kasıt varmış sorusunu aklımıza getiriyor.” diyen Meral, kendilerine ulaşmak isteyen akademisyen, işadamı, gazeteci herkese kapılarının açık olduğunu ve burada bir aksaklık bulunmadığını kaydetti. Meral, söz konusu üniversiteden yazılı bir başvuru yapılmadığının da altını çizdi. Temelleri, Türkiye’de 1990′larda ülke sorunlarına duyarlı, sosyal sorumluluk bilinci yüksek işadamlarının kurdukları derneklere dayanan TUSKON, 2005 yılında hayata geçirildi. Dönemin Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın katıldığı genel kurulla iş hayatına adımını attı. Türkiye’nin coğrafî dağılımı doğrultusunda Marmara, Ege, Karadeniz, Akdeniz, İç Anadolu ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yeralan 7 federasyondan oluşuyor. Kurum 80 ilde 150 işadamı derneğini ve 13 bin 500 üyeyi bünyesinde barındırıyor. Sadece Türkiye’de değil yurtdışında da üyelerine yönelik faaliyetler yapmak için çalışmalara başlayan kuruluş, Brüksel, Washington ve Moskova’da ofisler kurdu. Yeni dönemde Çin’de ofis açılması gündemde.
Sekiz dış ticaret köprüsü ile ekonomiye 7 milyar dolarlık katkı sağladı
Türkiye Afrika Dış Ticaret Köprüsü’nün ilkini 8-9 Mayıs 2006′da gerçekleştiren Konfederasyon, sırasıyla Avrasya, Asya-Pasifik, Orta ve Doğu Avrupa dış ticaret köprüsü programlarını düzenledi. Toplamda 8 dış ticaret köprüsü programında 78 farklı ülkeden 330 üst düzey bakan, 110 basın mensubu ağırlandı. Bu programlarda 5 bin yabancı işadamı, 11 bin Türk işadamı ile 130 bin iş görüşmesi yaptı. Ülke ekonomisine 7 milyar dolarlık katkı sağlandı. 2008 yılında düzenlenen 3. Afrika Dış Ticaret Köprüsü Programı’nı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de ziyaret etmişti. Gül, burada konuk devlet başkanlarını kabul ederek, görüşmeler yapmıştı.
Bütçe açığını artıracak tedbir paketine karşıyım
Hükümetin üzerinde çalıştığı küresel krize tedbir paketiyle ilgili Merkez Bankası’ndan uyarı geldi. İstanbul’da sanayicilere konuşan Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, kamunun borçlanma gereğini artıracak canlandırma paketine karşı olduğu söyledi
Bu tür bütçe politikasının ekonomiyi canlandırmaya etkisinin sınırlı olduğunu söyledi. İstanbul Sanayi Odası’nın meclis toplantısına katılan Yılmaz, kamuoyunda beklenti oluşturan ve kamunun harcamalarının artırılmasına dayanan ekonomik paketin açıklanmasının Türkiye şartlarında kolay olmadığını kaydetti. Dünyada kamu kaynaklı harcamaların ön plana çıktığını, ancak Türkiye gibi parası rezerv para olmayan ülkelerde bu kaynakların kullanım imkanının kısıtlı olduğunu dile getiren Yılmaz, “Kamu harcamalarını artırarak bütçe açığını yükseltirseniz, risk primi ve reel faiz yükselir. Mali harcamaya yol açacak net harcama artışı görece küçük olmalı; belirli sektörlere kaynak aktarılmasından ziyade, üretimin artırılmasını hedeflemeli.” dedi.
Küresel kriz çerçevesinde birçok ülkenin iki aşamalı önlem aldığını, ilk aşamada bankacılık, ardından da reel sektöre yönelik paketler açıkladığını hatırlatan Yılmaz, Türkiye’nin bankalara destek paketini 2001′de uyguladığını dile getirdi. Bankacılık sektörünün güçlü olduğunu, Merkez Bankası’nın finansal piyasalarda güveni artıracak likidite önlemlerini de etkili şekilde aldığını vurgulayan Yılmaz, konuşmasında, “Türkiye’de reel sektörü canlandırma ve kamu harcamalarını artırma ya da reel sektöre kredi yardımında bulunulma konusunda bir paket hazırlanıp hazırlanmaması gerektiği” sorusunu kendisine yöneltti ve şunları kaydetti: “Türkiye’de reel faizler yüksek, vade kısa. Bunu sorgulamamız gerekiyor. Bana göre, Türkiye’de risk priminin dolayısıyla reel faizlerin zaman içerisinde çok yüksek düzeylerden kademeli olarak düşüş eğilimi göstermesi mali disiplinden ödün verilmemiş olmasıdır. Dolayısıyla, eğer vadelerin uzamasını, reel faizlerin daha da düşmesini istiyorsak, fiyat istikrarından ve mali disiplinden taviz verilmemesi gerekir. Bu sizi irkiltebilir. ‘Bu ortamda hâlâ bu mu?’ diyebilirsiniz. Türk Lirası’nın rezerv para olmadığını kabul etmemiz gerekir. Eğer kamu harcamalarını artırarak bütçe açığını yükseltirseniz bu hemen risk priminizin artmasına, faizlerin yükselmesine neden olur. Türkiye gibi ülkelerin genişleyici mali politika alanları sınırlıdır. Artan bütçe açıkları risk priminin artmasına ve kredi imkanlarının daralmasına yol açar. Sonuçta genişleyici maliye politikaları ekonomik aktivite ve refah düzeyindeki etkisinin negatif olma ihtimali yüksektir. Bu nedenle Türkiye’de genişleyici mali politikalardan ziyade güveni artıracak önlemlere daha fazla ağırlık verilmesi gerekmektedir.”
Bankalar ile reel sektör ilişkisine de değinen Yılmaz, “Bankalara söyleyeceğim şu; sisteme ihtiyaç duyduğu likiditeyi vermeyi taahhüt ediyoruz. Sizler orta ve uzun vadeli ilişkileri düşünerek, müşterilerinize bizden aldığınızı mümkün olduğu kadar yansıtmaya çalışın.” diye konuştu.
Bankaları uyardı: Döviz kredilerine dikkat edin
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankacılık sektörünün yabancı para pozisyonları ve doğrudan maruz kaldığı kur riskinin oldukça sınırlı olduğunu kayıt altına alırken, buna karşın şirketlerin yurtdışı kredilerinin bankacılık sektörü için tehdit oluşturduğunu bildirdi. Türk Bankacılık Sektörü Kur Riski Değerlendirme Raporu- Eylül 2008 sayısını açıklayan BDDK, “Bankaların kredi müşterisi durumunda olan şirketler kesiminin yurtdışından kullandığı krediler nedeniyle taşıdıkları kur riskinin potansiyel bir kredi riskine dönüşme tehdidi devam etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu. Bankaların konsolidasyona dahil yurtdışı malî kuruluşlarından Türkiye’de yerleşik banka dışı kesime kullandırılan kredi tutarının Haziran 2008 dönemi itibarıyla yaklaşık 9,4 milyar dolar olduğunu aktaran BDDK, şu uyarıyı yaptı: “Türkiye’de kurulu bankaların yurtdışı şubelerinden ve konsolidasyona tabi yurtdışı ortaklıklarından, Hazine Müsteşarlığı haricindeki Türkiye’de yerleşiklere kullandırılan yaklaşık 50 milyar dolar tutarındaki kredinin döviz geliri olmayan kişi veya kuruluşlara kullandırılmış olma ihtimali olduğu dikkate alındığında, bu risklerin kredi kullananlar kadar bankalar açısından da özel bir dikkat gerektirdiği düşünülmektedir.” Raporda, Türkiye’de bankaların, krizin temelini oluşturan mortgage kredilerine dayalı tahviller ve diğer türev araçlara (toksik varlıklar) yatırım yapmamış olmalarının; aktif kalitesi, likidite, sermaye yeterliliği, risk yönetimi ve iç kontrol açılarından güçlü olmalarının krize karşı direnç sağladığı vurgulandı.
Ankara’da doğalgaz indirimi
Ankara’da doğalgaz indirimi
Ankara’da, doğal gazın metreküp fiyatında 0,000544 YTL indirim yapıldı.
Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, doğal gazın satış fiyatındaki birim hizmet ve amortisman bedelinin, döviz kurundaki düşüşe bağlı olarak 1 Ocak 2009′dan itibaren geçerli olmak üzere metreküpte 0,088391 YTL’den 0,087930 YTL’ye indirildi.
İndirim, satış fiyatına metreküpte KDV dahil 0,000544 YTL olarak yansıyacak.
Türkiye’nin en beğenilen şirketleri
Türkiye’nin en beğenilen şirketleri
Capital dergisi aralık sayısında, “Türkiye’nin En Beğenilen Şirketleri” listesini açıkladı.
Bu yıl 8’incisini düzenlenen araştırmaya “yenilikçilik” damgasını vurdu. Araştırmaya katılan 1.351 orta ve üst düzey yöneticiye göre kaliteli ürün sunan, tasarımcı ve yenilikçi şirketler, itibar liginde ön sıralarda yer almayı hak etti.
Bir söyledim, bin ah işittim!
Geçen hafta yazdığım, ‘Müşteri şikâyetini armağan olarak kim kabul edebilir?’ başlıklı yazıma pek çok cevap ve üstüne bir o kadar da yeni şikâyet mesajı geldi. Günlerce yazsam, yanıtlasam bitiremem.
Ara sıra okur mektuplarına yer versem de bu köşe şikâyet köşesi değil. Ancak sözü edilen şikâyet konusu pazarlama sürecinde önemli bir noktayı dumura uğratacak kadar büyükse, yine köşenin konseptine uygun olarak yer veriyorum. Bu hafta da haksızlık etmeyelim; bu kez de müşterilerini memnun ederek sadakat oluşturan firmaların övgülerine yer verelim.
Okurumuz Ökkeş Peksoy, geçen haftaki yazıma atıfta bulunup, “Hem Turkcell hem de Avea ana bayilerinden iki yeni SİM kart aldım. Her ikisi de bana ücret karşılığı (Turkcell 7,50, Avea 8,00 YTL) yeni SİM kartlarımı verdi. Avea, hattın 2 saat içinde, Turkcell ise hemen açılacağını söyledi. Akşam iki SİM kartımı da denedim. Üç saatten fazla süre geçmiş olmasına rağmen Avea açık değildi. Gerekçesini öğrenmek için müşteri hizmetlerini aradığımda aldığım cevap, bayiden müşteri hizmetlerini aramam gerektiği biçimde oldu. Oysaki bundan haberim yoktu. Turkcell ise açmıştı. Benim için de iki operatör arasındaki fark açık!” diyor. Konuya uygun veciz söz: Erken kalkan yol alır.
Ayda Aybey, 10 gün önce Bursa’da açılan Ikea mağazasına gitmiş. Alışveriş sırasında namaz vaktini kaçırmamak için mescit aramaya başlamış. Mescit olmadığını, terminale gitmesini söylemişler. Aybey, şikâyet/öneri kutusuna eleştirisini yazarak atmış. Bize yazdığı gün ise evinden arayarak mescit yerinin tamamlandığını bildirmişler. “Büyük bölümü Müslüman olan memleketimize yatırıma gelen yabancıların paramıza talip olurken inançlarımıza da saygı göstermeleri çok önemli diye düşünüyorum.” diyor. Konuya uygun veciz söz: At binenin, kılıç kuşananın.
Okurumuz Adnan Şentürk’ün, İzmir Çetmen mağazalarından aldığı cep telefonu 1 ay sonra arıza yapar. Servise götürür ama bir türlü sonuç alamaz. Tüketici Hakları Hakemliği’ne başvurur ve telefon bedelinin Şentürk’e ödenmesine karar verilir. Çetmen mağazalarına gider ve kendisini de şaşırtan bir durumla karşılaşır. Bedel hemen ve sorgusuz ödenir. Şentürk, bunun üzerine ikinci telefonunu da yine Çetmen’den alır. İşin bir diğer ilginç tarafı da mağaza sahibi İsmet Çetmen’in okurumuzla doğrudan bizzat ilgilenmesi. Şentürk, sadece Çetmen’in değil böyle müşteri odaklı politikaları olan tüm firma ve işadamlarının desteklenmesini istiyor. İşte yazdım. Konuya uygun veciz söz: İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlik bilir.
Pelit, ‘teşekkür ederim’ tekniğini uyguladı
Geçen hafta ‘Her Şikâyet Bir Armağandır’ adlı kitaptan söz etmiştim. Kitapta pek çok başarılı şikâyet karşılama tekniği örneği verilmiş. Bunlardan biri de, ‘teşekkür ederim’ tekniğiydi. Kitabın bu bölümünü okurken, yahu ben onca sinirlenmişken bana, “Hatalarımızı bildirdiğiniz için teşekkür ederim” diye başlayan birisi olsa sakinleşmezdim diye düşündüm. Hatırlayacağınız üzere, ‘Bayramda bayramlaşmayan Pelitçiler’ başlıklı yazımda firmanın iştigal konusu tatlı olduğu halde fabrika satış mağazası çalışanlarının yüzlerinde sirke sattığını söylemiştim. Yazı üzerine firmanın Kurumsal İletişim Sorumlusu Gülay Gürkanlı Özyavaş arayarak cümlesine, ‘teşekkür ederim’ diyerek başladı. Ne diyeyim teknik işe yarıyormuş! Özyavaş, çalışanların konuya ilişkin uyarıldığını söyledi ve Pelit ailesini tanımam için beni zarifçe fabrikaya davet etti. Bir şey söyleyemedim, duruldum. Kendisine de söylediğim gibi, benim için hiçbir çabaya gerek yok. İstediğim sadece bir tatlı dil, bir de güler yüz, hepsi o kadar. Şimdi ne mi olacak? Son bir kez daha müşteri gibi Pelit’e gideceğim ve verdiğim bu armağandan ne kadar memnun kalındığını göreceğim.
Film pahalı, masa üstü verelim
Reklamverenin her zaman en büyük gider kalemi reklam filmlerinin prodüksiyon ve çekimlerine ödediği bedeldir. Ayrıca bu kaleme inisiyatif koyamamaktan ötürü de sıkıntılarını her zaman dile getirirler. İçinde bulunduğumuz dönem ve reklam bütçelerindeki kısıtlamalardan ötürü reklam ajansları yüklü prodüksiyonlara masa üstü çözümler üretiyor. Demek ki demokrasilerde çare tükenmiyor! Geçen hafta Anadolu Jet’in düşük bütçeli başarılı çalışmasından söz etmiştim. Daha pek çok reklam filminde de pahalı atraksiyonlar göremiyorum. Okurumuz Mehmet Peşkir, böyle ucuz üretim bir reklam filmine dikkat çekiyor: “Bosch reklamları epeydir telefonda iki kişinin konuşması şeklinde geçiyor. Basit ve ucuz bir reklam.” diyor. Mehmet Peşkir’in saptaması doğru, ancak yine sözü edilen iki telefon arası konuşmanın vade, iskonto ve avantajı kapsayan bir satış kampanyasının duyurusu olduğunu söylemeliyim. Her kuşun eti yenmeyeceği gibi her mesajın reklamı da bu kadar ucuz olamaz. Şöyle düşünelim; sözü edilen reklam vade iskonto değil de Bosch’un kurumsal değerlerini, marka algısını anlatmak üzerine olsaydı, bu ikili sohbet ne kadar işe yarardı?
Benim de gözüme takılmıştı
Bağımlılığın her türlüsüne karşıyım. Bu nedenle yemeyi reddediyorum ama sanırım Nutella’da yiyenleri bağımlı yapan bir şey var. Kızıma bakarak ilk ağızdan şahidim! İyi güzel de, işi karizmatik Nutella aşçısı gerçekten bozuyordu. Koca kazanı karıştırıyor, bir parça da kazanı karıştırdığı kaşıktan tadıyordu. Ne yalan söyleyeyim, aklım daha da uzaklara gidiyor ve dışarıda yemek yerken aşçıların benden önce Nutella filmindeki gibi yemeği tattıkları bile geliyordu. Son dönemde reklam filminin bu parçası gelen tepkilerden ötürü makaslanmış. Gaziantep’ten Orhan Osmanbay da önce tepki duyduğu reklamın makaslanmasından memnuniyetini bildiren bir mesaj atmış; “Nutella yetkililerinin halkın uyarılarını dikkate alması beni memnun etti ve bu markaya güvenimi artırdı.” diyor. Aman dikkat Orhan Bey, siz yine de sağlığınıza dikkat edin, çok yemeyin. Konuya ilişkin veciz söz aradım, bulamadım ama uyarladım: “Yemeyenin Nutella’sını yerler!”
Smile yetkililerine Zaman okurlarından mesaj var!
Pek çok okurumuz mesaj yazarak Smile ADSL’in, “Ayda 14,95′e istediğin kişi ol” mesajıyla yaptığı satış kampanyasını eleştiriyor ve soruyor: “İnternetin sağladığı imkan insanlara sanal ortamda yalan söyleyip aldatmak mıdır? Zaten sanal kişilikler edinen günümüz bilgisayar çocuklarına bunun doğru olduğu izlenimini vermek ne kadar uygun? Bu reklamı seyreden çocukların ve gençlerin psikolojisi ne olacak? Aldatılan hayatların bedeli 14,95 YTL mi? Cinsel öğeler kullanılmadan reklam kampanyası yapılamaz mıydı?” Gelen eleştiriler daha pek çok soruyla devam ediyor. Diğer yandan ise Telekomünikasyon Kurumu’nun ‘Güvenli İnternet’ kampanyasına ve kurumun kaygılarına yakından şahit birisi olarak, Smile yetkililerinin reklama bir kez daha bu kaygılar çerçevesinde bakması konusunda okur uyarılarını dikkate almalarını öneririm.
Otomobil ve kurban satışları krizin olmadığını gösterdi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, küresel finansal krizin Türkiye’ye etkileri konusunda medyada yer alan bazı haberlere tepki gösterdi.
Başbakan, küresel krizin iç piyasayı iddia edildiği kadar etkilemediğini söyledi. Bunun ispatı olarak da yıllık bazda otomobil satışlarının geçen döneme göre artmasını ve bayram için büyük şehirlere getirilen kurbanlıkların tamamının tükenmesini gösterdi. ‘Krizden kâr devşirmeye çalışan’ kişileri de ‘ölüm sinyali göstermeyen hastayı kefene saran doktora’ benzetti. DEİK’in İstanbul’da düzenlenen 20. Genel Kurulu’na katılan Erdoğan, bir gazetede yer alan ‘Kriz vatandaşı eve mahkum etti, LCD satışları yüzde 20 arttı’ başlıklı haberi eleştirdi. Erdoğan, “Bazı sivil toplum kuruluşlarının, medya ve siyasi partilerin ısrarla ve inatla moral bozma gayreti içinde olduğunu gördük. Öyle bir noktaya gelindi ki iç tüketim canlı, içeride otomotiv satışında azalma yok, geçen yılın ocak-ekim aylarına göre artış var. Bunu dahi krize bağlamak gibi zorlama yorumların içine giriyor.” dedi. Bayramda İstanbul ve Ankara’ya gelen kurbanlık hayvanların hepsinin tükendiğini de aktarırken, “Herkes kurbanı rahatlıkla kestiği içindir ki kurbanlar geri gitmedi.” dedi. Başbakan’a göre Türkiye artık ‘yaprak kımıldayınca devalüasyon’, ‘Anayasa kitapçığı fırlatılınca kriz çıkan’ bir ülke değil. Kriz sebebiyle son iki aylık ihracat rakamının geçen yılın aynı dönemine göre düştüğünü ifade eden Başbakan, buna rağmen yıl sonu için belirlenen 125 milyar dolarlık ihracat rakamının tutturulacağını aktardı. Reel sektörün ve ihracatın krizden etkilenmemesi için elektrik satış fiyatları içindeki TRT payının yeniden düzenleneceğini kaydetti. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve DEİK Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise krizden çıkış için ihracatçılara Afrika ve Latin Amerika gibi yeni pazarları tavsiye etti.