Yabancı fonlara vergi affı Meclis’ten geçmiş

Hükümetin küresel krize önlem için hazırladığı paketin içerisinden yabancı fonları rahatlatacak bir karar çıktı. Geçen hafta Meclis sürecini tamamlayan 5838 sayılı kanuna göre yabancı fonlara yönelik vergi inceleme raporlarına istisna getirilmiş oldu.

Kanunun geçici birinci maddesine göre menkul kıymet yatırım fonlarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemlerle ilgili olarak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemler için banka ve sigorta muameleleri vergisi tarhiyatı yapılmayacak.

Kanuna göre daha önce yapılan tarhiyatlardan vazgeçilirken, tahakkuk eden tutarlar silinecek (terkin). Buna göre iki yıldır sermaye piyasasında yapılan denetim sonrasında yazılan ve dava süreci devam eden bazı şirketlere yönelik raporlar geçerliliğini kaybetmiş olacak. Böylece inceleme sonrası uzlaşmayanlara vergi affının önü açılıyor. Türkiye’nin ilk yabancı aracı kurumlarından Raymond James’in vergi borcu ortaya çıkmıştı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ise geçen yıl sonunda firmanın piyasa faaliyetlerini durdurmuştu. Yabancıya vergi cezası affını öngören söz konusu kanun halen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün önünde bekliyor.

5838 sayılı kanunda yer alan geçici 1. madde ile bazı kişilere af getirildiğini iddia eden bir Maliye yetkilisi, “Sektörde herkes birbirini yakından takip etmektedir. Uzlaşıp vergisini ödeyenler üzerinde bu durum çok olumsuz bir etki oluşturacaktır.” tespitini yaptı. Bu durumun büyük fedakârlıkla çalışıp, para oyunları üzerinden para kazanan kişilerin vergi kayıp kaçağını tespit etmeye çalışan denetim elemanları üzerinde moral çöküntüsü oluşturacağına dikkat çekti. Yabancı fonlara yönelik düzenleme hakkında bilgi veren bir başka yetkili ise vergi kayıp kaçaklarını önlemek için denetim birimlerinin çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, şunları aktardı: “Yoğun kaçakların üzerinde son 2 yıldır özellikle duruluyor. Bu çerçevede 40 civarında yatırım ortaklıklarının tamamı incelenip raporları yazıldı. Büyük çoğunluğu uzlaşmaya gitti ve vergilerini ödedi. Bu işlemler birkaç ay önce büyük oranda tamamlandı. Az bir kısmı yargıya gitti. Davaları devam ediyor.”

Şubat 28, 2009. haber. Yorum yapın.

ÇAYKUR’dan 3 yeni ürün

Her yıl piyasaya farklı ürünler sunarak ürün çeşidini artıran ÇAYKUR, bu yıl da piyasaya 2’si siyah, biri yeşil çayda olmak üzere 3 yeni ürün sundu. ÇAYKUR Genel Müdürü Ekrem Yüce, pazarın talebine göre ürün yelpazesini ve çeşitliliğini sürekli artırmaya çalıştıklarını söyledi. ÇAYKUR, son ürünlerle birlikte siyah ve yeşil çayda toplam 32 farklı ürüne ulaştı.

Şubat 27, 2009. haber. Yorum yapın.

5 otomobil alana 1 bedava

Küresel krizden çıkış yolu arayan otomobil sektörü, ilginç kampanyalara imza atıyor. Proton’un Türkiye distribütörü Ulumotor, Gen2 ve Savy model otomobillerinde 5 tane alana 1 tane bedava kampanyası başlattı.

Ulumotor, yaptığı açıklamada, Proton Gen2 hatchback’lerin 20 bin 990 TL, Gen2 sedan’ların 21 bin 990 TL’den başlayan fiyatlarla, “Savy”lerin ise 17 bin 990 fiyatla satışa sunulduğunu bildirdi.

Şubat 26, 2009. haber. Yorum yapın.

[Haber Yorum - Turhan Bozkurt] Pazardaki domatesin hormonunu kim denetliyor?

Rusya’ya ihraç edilen domates, biber ile elma ve armudun limitlerin üzerinde ilaçlı olması yetkilileri harekete geçirdi. Antalya’da 15 ihracatçı firma, savcıların önünde ifade verecek.

Bu, gıda gibi herkesin iştigal edebildiği gerçekte gelişmiş ülkelerin kılı kırk yardığı bir sektör için en azından bir başlangıç diye sevinçle karşılanması gereken önemli bir gelişme. Bibere kiremit tozu katmak, baklavada Antep fıstığı yerine öğütülmüş bezelye kullanmak, kaşar peynirini palm yağı ile ucuza getirmek… Daha neler, neler… Hepsi bu ülkede tüketicilerin karşı karşıya kaldığı suistimallerden sadece birkaçı. Yurtdışında tarladan sofraya kadar geçen her bir safha adım adım denetlenirken bizde bir başıboşluk hakim. Gıdada ihmal ya da kusuru sabit kişi veya firmalar, ömür boyu ticari faaliyetten men ediliyor gelişmiş ülkelerde. Türkiye’de bunu tespit edecek mekanizma bütün iyi niyetli girişimlere rağmen hâlâ tesis edilemedi. İhraç edilen ürünün kalitesinin denetlenmesi ülke ekonomisi açısından elbette çok hayati. Ancak Rusya’ya giden domateste aranan kriterlerin kaçta kaçı iç pazara sunulan domatesler için geçerli? Kâğıt üstündeki hükümlerden bahsetmiyorum. Yalın gerçek ne diyor? Üreticinin atadan, babadan görme usullerle zirai ilaç kullandığı (sayıları sınırlı kurumsallaşmış tarım işletmeleri hariç), yaz kış açık kasa kamyonlarla yurdun bir ucundan öbür ucuna taşınan sebze meyvelerin soğutma sistemi olmayan şehir hallerine istif edildiği, gıda kontrolörlerinin sayısının yetmediği Türkiye’de maalesef vicdan ile cüzdan arasında bir manzara söz konusu. Pazarda markette, manavdan alınan sebzenin ne kadar denetimden geçtiğine dair bir belge ya da süt ambalajındaki gibi bilgilendirici etiketler var mı? Bu konuda bir sertifikasyon, standardizasyondan bahsedilebilir mi? Gümrükten dönen malların büyük bölümünün boşluklardan müstefit yine vatandaşa satılıyor olduğu gerçeği buz gibi karşımızda duruyor.

Tarım Bakanlığı, aflatoksinli ya da ilaç kalıntılı olduğu için geri gönderilen ürünlerin imha edildiğini belirtse de bununla ilgili şeffaf, geriye dönük bilgilere kamuoyu vâkıf değil. Daha düne kadar AB ülkelerinde yasaklanan bazı ilaçlar çiftçiye bizzat bakanlık tarafından tavsiye ediliyordu. Zaman, Eylül 2005′te konuyu gündeme getirdiğinde Dialifos, Bromophos, Parathion-methyl ve Nuarimol gibi zehirli ilaçların satıldığından gıda ile uğraşanların çoğu haberdar değildi. O gün Zaman’ı yanlış haber yapmakla suçlayanlar, bir süre sonra tehlikenin farkına vardı ve artık söz konusu ilaçlar Türkiye’de satılamıyor. Bu tartışma aynı zamanda zirai ilaçların reçete ile çiftçiye ulaştırılması mecburiyetini de getirdi ki önemli bir boşluk ortadan kalkmış oldu. Aynı şekilde iç pazarda sebze meyvenin daha sağlıklı bir safahattan sonra tüketiciye ulaşmasını sağlayacak adımlar da bir an önce atılmalı. Aksi takdirde kaliteli ve sağlıklı sebze meyve yabancıya, oradan artakalan da vatandaşa mı satılıyor şüphesi zihinleri kemirmeye devam edecek. Bu konu ne kadar tartışılırsa o kadar çok mesafe kat edileceği muhakkak.

Madem toplum sağlığı ülkenin geleceği için vazgeçilmez bir husus. Öyleyse ‘bunlar abartılı yorumlar’ demek yerine herkes şapkasını önüne koymalı. ‘İhraç edilebilecek kadar sağlıklı’ domates-biber-patlıcan 71,5 milyona çok görülmemeli.

Şubat 24, 2009. haber. Yorum yapın.

Krizde işsiz kalanlar, köye dönüp çiftçilik yapıyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımın kriz ortamında işsizler için geçim kapısı haline geldiğini söyledi. Krizde işsizlerin tarıma sığındığını ifade eden Bayraktar, tarımın, işsizliğin daha da artmasını önleyerek, sosyal riski azalttığını belirtti. Bayraktar, “İşsizliğe çare aranırken, tarımdan katkı bekleniyorsa, istihdam yükü artan tarıma sosyal fonksiyonu dikkate alınarak daha fazla kaynak aktarılmalı.” dedi.

Şubat 23, 2009. haber. Yorum yapın.

Vakıfbank’tan 2008′de 753,2 milyon TL net kâr

VakıfBank, 2008′i yüzde 23 artışla 753,2 milyon TL net kâr ederek kapattı. Bankanın nakdi kredilerinin yüzde 30′luk yükselişle 30,4 milyar TL, toplam mevduatın vadesiz mevduattaki yüzde 51′lik büyüme ile, yüzde 29 artışla sektör ortalamasının üzerinde yükselerek, 37,1 milyar TL gerçekleştiği aktarıldı.

Genel Müdür Bilal Karaman, 2008′in banka için değişim ve dönüşüm yılı olduğunu söyledi.

Şubat 21, 2009. haber. Yorum yapın.

Rusya ile gümrük anlaşması tamam

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Rus ve Türk gümrük heyetleri arasında mutabakat zaptı imzalandığını açıkladı. Bakan Yazıcı, anlaşmanın Atatürk, Sabiha Gökçen ve Rusya’nın Vnukova havalimanları arasında geçerli olacağını, daha sonra diğer alanlarda da geçerli sayılacağını söyledi. Yeni anlaşma, tüccara kolaylık sağlayacak. Rusya, 2008 yılının yaz aylarından beri Türk mallarına gümrüklerde zorluk çıkarıyor.

Şubat 20, 2009. haber. Yorum yapın.

Emekli olacaklara maaş müjdesi

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar, bu yılın SGK açısından atılım ve gelişme yılı olacağını belirterek, 2010 yılından itibaren emekli aylıklarını bir hafta içinde bağlamak için çalışmalar yaptıklarını bildirdi.

SGK Başkanı Fatih Acar yaptığı açıklamada, geçen yıl TBMM’de kabul edilen ”5510 Sayılı Sosyal Güvenlik ve Sağlık Reformu” yasasının yürürlüğe girmesinin ardından SGK’nın teknolojik altyapısını tamamladıklarını bildirdi. Fatih Acar, bu yıl, SGK reformunun tüm hükümlerinin daha sağlıklı şekilde hayata geçirilmesi için çok yoğun bir çalışma temposu içinde olacaklarını vurguladı.

Geçmiş dönemlerde emekli aylıklarının bazı zaman 6-7 ayda, kimi zaman da ancak bir yılda bağlanabildiğine dikkati çeken SGK Başkanı Fatih Acar, bu yıl bütün ünitelerde emekli aylığı bağlama süresini bir ayın altına indireceklerini kaydetti. Acar, şöyle konuştu:

”2010′da vatandaşlarımızın aylıklarını bir haftada bağlamayı hedefliyoruz. Bununla ilgili teknolojik altyapıyı kurma çalışmalarımız devam ediyor. Bilgisayar sistemine, özellikle eski dönemlere ilişkin bilgi girişleri yapılamadığı için aylık bağlama süresi çok uzuyordu. 4-5 yerde sigortalı çalışanlar için çalıştıkları yerlere yazı yazıyorduk. Özellikle 1974 öncesi dönemi ile ilgili bilgi girişleri çok büyük oranda yapılmayan illerimiz var. Bu sene bu illerde bilgi girişlerini hızlandırıp, elektronik ortamda bilgiye rahat ulaşabilirsek aylık bağlama süreleri de azalacak.”

KAYIT DIŞI MÜCADELE BİRİMLERİ

Kayıt dışılığın Türkiye’nin en büyük sorunlarından olduğunu ifade eden Acar, SGK olarak bununla mücadele etmek için yeni çalışmalar yaptıklarını bildirdi. 2009′un kayıt dışılıkla mücadele yılı olacağını anlatan Acar, şöyle devam etti:

”Bu yıl kayıt dışılıkla mücadelede çok önemli çalışmalar yapacağız. Reform yasalaştıktan sonra yaklaşık 250 bin kişiyi kayıt altına aldık. Bu çok büyük rakam. SGK tarihinde böyle bir çalışma görülmedi. 5510 Sayılı Yasanın bize tanıdığı imkanlar var. Ücretlerin bankalar aracılığıyla ödenmesi var. Kamu kurum ve kuruluşlarına SGK’ya bilgi verme zorunluluğu getirdik. 15 kurum ve kuruluştan bize gelen binlerce, milyonlarla bilginin kurumumuz tarafından değerlendirilmesi sonucu sadece bankalardan gelen bilgilerle 200 bin kişi kayıt altına alındı. Diğer kurum ve kuruluşlardan gelen bilgilerle, Kimlik Bildirim Kanunu çerçevesinde, İçişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’Ndan verilen listelerle Alo 170 ihbar hattından gelen bilgileri de sayarsanız son 6 ay içinde 250 bin kişi kayıt altına alınmış oldu.”

Bunun son derece önemli sonuç olduğunu vurgulayan Acar, kamu kurum ve kuruluşlarından gelecek bilgileri 2009 yılında iyi değerlendirerek kayıt dışılığın önemli oranda kaldırılacağı bir dönemin başlayacağını belirtti.
Acar, şöyle konuştu:

”Kayıt dışılık Türkiye’nin en önemli sorunu. Kayıt dışılık sadece sigorta primlerinin tahsilatı açısından değil, ekonomideki genel dengelerin oluşturulması açısından da çok önemli. Kayıt dışılıkla mücadele birimleri kuruldu. Bu birimler kendi bölgelerinde kayıt dışılığın önlenmesiyle ilgili çalışmalarda bulunacaklar. Kayıt dışı sorunu bugünün sorunu olmadığı için, bu sorunu hemen çözelim diye bir iddiamız yok. En geç üç yıl içinde bu konuda çok önemli çalışmaları sonuçlandıracağımızı söyleyebiliriz.”
Acar, bu yıl üç büyük ilde Büyük İşverenler Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlük’lerini faaliyete geçirmek istediklerini de belirterek, ”Bu yıl ‘Büyük İşverenler Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüklerini üç büyük ilimizde faaliyete geçirmiş olacağız” dedi.

Şubat 19, 2009. haber. Yorum yapın.

250 yıllık fabrika kapandı

Küresel kriz eski yeni demeden binlerce fabrikanın kapanmasına neden oluyor. Macaristan-Avusturya İmparatorluğu’ndan bu yana ayakta olan deri fabrikası da sonunda krize boyun eğdi.
Budapeşte- Macaristan’da 250 yıldan bu yana ayakta olan deri fabrikası da sonunda krize boyun eğdi. Macaristan-Avusturya İmparatorluğu döneminde 1762 yılında tam 250 yıl önce açılan Macaristan’ın Peç kentindeki deri fabrikası kriz nedeni ile önümüzdeki mart ayından itibaren fabrikalarının kapandığını açıkladı.

Macaristan’ın önemli ekonomi dergilerinin başında gelen Napi Gazdasag dergisinde çıkan habere göre, milyonlarca Macar halkının yanı sıra eski Sovyetler Birliği döneminden yüz milyonlarca kişiye deri ayakkabı, eldiven, kemer ve deri ceket giydiren fabrikanın artık üretim yapmasının bir manası olmadığı, üretilen ürünlerin satılamadığı gerekçesiyle fabrikaya kilit vurmaktan başka çarelerinin olmadığı yazıldı.

Peç deri fabrikası yöneticileri, fabrikada çalışan 50 kişinin de işsiz kalacağı için üzgün olduklarını açıkladılar.

Şubat 18, 2009. haber. Yorum yapın.

Vestel zarar, Erdemir ve Turcas kâr etti

Vestel Elektronik, 2008 yılında 48,85 milyon lira zarar ettiğini vergi dairesine bildirdi.

Şirketin, vergi dairesine açıkladığı malî tablolarına göre, geçen sene 2,42 milyar lira net satış gerçekleştirildi. Ereğli Demir Çelik ise 2008 yılında 108,38 milyon lira net dönem kârı elde ettiğini vergi dairesine bildirdi. Turcas Petrol de vergi dairesine açıkladığı bilançosuna göre, 2008 yılında 110,49 milyon lira net dönem kârı elde etti.

Şubat 17, 2009. haber. Yorum yapın.

Sonraki Sayfa »